1 Ağustos 2011 Pazartesi

bir şey yapma isteyim nerede gören var mı? sabahtan beri arıyorum yok! görürseniz benim için kulaklarını çeker misiniz lütfen aslında çok uzun süredir arıyorum. arıyorum ve bulamıyorum sanırım beni hiç sevmiyor aynı ortamda bulunmak istemiyor itiraf etmem gerekirse bende onu pek sevmem ama ona muhtacım o olmadan düşünmeyen bir hayvandan farkım yok.

Bulldogdan da nefret ettim akordeondan da... hepsinden tiksindim iğrendim ama ilk hep kendimden. depresyon kronikmiş bunu fark ettim önce, sonra 'isa'yla barıştın mı dedi Forrest deki komutan neden cevap veremiyorum. bu durumdayken nasıl ders çalışabilirim sırf onlar beynimi kemirmesinler diye beynimi uyuşturuyorum hiç gelmiyorlar o zaman. ama beynim bana da kalmıyor ben beynimi geri istiyorum :( yeniden çözmek için başımı ağrıttığım o gecelere, heyecandan uyuyamadığım o güneş doğuşlarına dönmek istiyorum hayallerim uğruna nefes almadan çalışmak istiyorum yemek yiyemediğim o akşamlara geri döneyim istiyorum çok şey mi istiyorum? dünyayı mı kurtaracaksın demişti neden olmasın ki dedim (demiştim şimdi olsa demem)
 o zamanlar sen yoktun tabii beyaz A4 kağıtlarım vardı ve onları sakladığım dosyalarım. kongreden aldığım dosyalar  o günlerden bu günlere ne değişti demiyorum çok şey değişti de neden değişti? değişmeyen tek şey parmaklarım hala beynimin hızına yetişemiyor
küçük kız büyüme yolunda ne yaptı bilmiyorum ama çok yanlış bir şey yaptığı kesin
ne iğrenç yazıyorum ben

25 Haziran 2011 Cumartesi

elveda

'’Elveda’’ dedi çiçeğe ama çiçek cevap vermedi.
‘’Elveda’’ dedi tekrar. Çiçek öksürdü ama üşüdüğü için öksürmemişti bu kez.
‘’Aptalca davrandım’’ diye fısıldadı sonunda.  ‘’Lütfen beni affet.  Mutlu olmaya çalış.’’
Oysa küçük çiçeğin sitem edeceğini sanıyordu. Şaşırmıştı. Elinde çiçeğin korunağı, öylece kalakalmıştı orada. Bu davranışına bir anlam veremiyordu. Çiçek: ‘’Seni elbette seviyorum’’ dedi. ‘’Eğer bunu anlayamadıysan suç bende ama sen de en az benim kadar aptalca davrandın.  Neyse, mutlu ol o korunağı da bırak elinden, artık onu istemiyorum.’’

13 Haziran 2011 Pazartesi

başlık koyma özürlüyüm ben

hey çocuk!
efendim
konuşmak ister misin?
istiyor olabilirim evet isterim
anlat bakalım küçük kız gel şöyle başını dizime koyabilirsin istersen saçlarında ne kadar yumuşakmış
Dalin ile yıkıyorum çünkü
oha burcu! Dalin mi? eşek kadarsın yavrum sen! manyak mısın?
ama çok güzel kokuyor çokta büyük değilim ya abartmasak
küçül küçül de cebime gir
neyse arkadaşım konumuza dönsek mi bir şey anlatacaktım.
ha evet tabii pardon seni dinliyorum.
ay anlatmıycam. bugün beni dinleme havanda değilsin sen hem üstteki muhabbetten sonra kaçtı işte kaçtı anlatmıycam
anlat diye yalvaracağımı mı düşünüyorsun
yaniii en azında bir kere daha sorarsın diye düşünüyorum.
ben hiç tanımamışsın o zaman john! hadi ben kaçtım
çokta tın

4 Haziran 2011 Cumartesi

“Kendimizi kurtarabilirdik, ama yapmadık. Çok garip. Nasıl bir ruh haliymiş ki, yok olmanın kıyısındayken omuz silkip geçmişiz.”

Bu söz 'Age of Stupid' filminden. 


Nasıl bir ruh hali bu? yok olmanın benzersiz huzuruna mı kanıyorum acaba?