geceleri kendisi için kısa şiirler yazılan kadının adıdır.
yerli değildir, yabancıdır,
bu yüzden haftası yoktur, yılları vardır.
kendine ait kendi anlattığı bir hikayesi olsa da
bunun gerçekle ilgisi tamamen zandır.
bir gün süleymaniyede bir toz bulutuna dönüşüp
başka dünyalara gitme ihtimali olduğu için
şimdi yaşadıkları mizandır.
bir sabah eyüp sultana gitmişliği vardır.
buranın avlusunda yapılan çekilişte
kendisine başağrısının eczası çıkmıştır.
gecedir, sanki bütün gece ezandır."
19 Nisan 2010 Pazartesi
3 Nisan 2010 Cumartesi
vera
hiç söylenmemiş sözler söylemeliyim
el değmemiş, duru sözler sevdiğim için
sevdiğim! şehir giysilerini kıskanır
ve bu yüzden bürünür geceyi
güneş gözlerinden beslenir
ve saçlarını kollar görmek için.
sensizken şehrim,
boş meydanlarında yürüdüm
kalın puntolarla iri laflar ettim
öfkemi saldım iri dişli postallar üzerine.
sevdiğim! vera. hangi çocuğu okşadın,
ellerinle gülden kokular..
dilinde aşk nameleri,
söylesene vera hangi çocuğun adını andın.
sahi vera en son ne zaman görmüştük sena´yı?
hatırlasana deli kız sana emanet etmişti o bombaları
sevdiğim bak umut kan pıhtısı rengine döndü
ki sen vera, filistin'den geçerken
sakın eteklerini toplama
biraz kan bulaşmış halde çık karşıma
ve sakın unutma
o ilk çocuğumuzdur
asırlardır dillerde olan leyla´dır,
meryem´in suskunluğunda can bulan
gözleri vardı züleyha´nın
henüz düşmeden kirli kelimeler diyarına
bilir misin vera bu kaçıncı çocuk?
bu kaçıncı kertik yüreğe atılan?
eskisi gibi değil. artık daha da sancılı
sevdiğim özgürlük meydanları budalalardan
geçilmiyorsa
bil ki bu şehirde çocuklar ölüyor
asırlardan uzak ellerini vera..
ellerini bulur ellerim
bir grozni kuşatmasında
dağları görüyor musun vera?
her bir dağa bir çocuğumuzun adını koymuşlar
berat'ım, emin'im, murat'ım
hani omuz omuza vermiştik ya bir namaz kıyamında
hani beraber açmıştık orucumuzu
kimi marmara´da kimi yıldız´da
koş vera koş
ülkemin sürgün yerlerine koş
ağlama deli kız ben ağlarım
seni böyle görmemeli
her okul kapısında türkümüzü söyleyen kızlarımız
ve annelere de söyle ağlamasınlar
ve sakın onlara ölüler demesinler
söylesene vera
çocuklara sıkılan hangi kurşun kahpece değildir?
öfkemiz taş doğursun vera taş!
yüreğimizi söksün yerinden
bak her tarafta sapanlı ebabiller
ebrehe´nin tankları kan kusturur
şimdi firavunu boğan kızıldeniz´i
ağlama duvarının dibinde görürüm
ki asa değil musa´nın elindeki
çağın sökülmüş kalbidir
bir şubat gecesi kaybettik esrarımızı vera
kendimizi odalarımızda bulduk
postallı korkularımızla
söylesene sevdiğim hangi rengini çaldılar
gökyüzünden
bak zulüm çin seddi´ni aştı
sevdiğim içimizdeki musalardan ne haber vardır?
ibrahimlerden,yusuflardan
yoksa musa´yı kızıldeniz´de yalnız mı bıraktık?
ellerimizle mi verdik ibrahim´i nemrutlara
şimdi hangi kuyudan gelmede yusuf´un sesi?
ki unutma vera
filistin´de yeni doğan çocuklar ilkin annelerinin
göğsüne
sonra da yerdeki taşlara uzanırlar
neredesin ey ismail´in boğazındaki merhamet?
içimizdeki bu sızıyı kaldır
ya ebabilleri gönder
ya bizi de oraya aldır
ve her taraftan bana yönelir
seni arayan sesim
vera benim... vera benim...
el değmemiş, duru sözler sevdiğim için
sevdiğim! şehir giysilerini kıskanır
ve bu yüzden bürünür geceyi
güneş gözlerinden beslenir
ve saçlarını kollar görmek için.
sensizken şehrim,
boş meydanlarında yürüdüm
kalın puntolarla iri laflar ettim
öfkemi saldım iri dişli postallar üzerine.
sevdiğim! vera. hangi çocuğu okşadın,
ellerinle gülden kokular..
dilinde aşk nameleri,
söylesene vera hangi çocuğun adını andın.
sahi vera en son ne zaman görmüştük sena´yı?
hatırlasana deli kız sana emanet etmişti o bombaları
sevdiğim bak umut kan pıhtısı rengine döndü
ki sen vera, filistin'den geçerken
sakın eteklerini toplama
biraz kan bulaşmış halde çık karşıma
ve sakın unutma
o ilk çocuğumuzdur
asırlardır dillerde olan leyla´dır,
meryem´in suskunluğunda can bulan
gözleri vardı züleyha´nın
henüz düşmeden kirli kelimeler diyarına
bilir misin vera bu kaçıncı çocuk?
bu kaçıncı kertik yüreğe atılan?
eskisi gibi değil. artık daha da sancılı
sevdiğim özgürlük meydanları budalalardan
geçilmiyorsa
bil ki bu şehirde çocuklar ölüyor
asırlardan uzak ellerini vera..
ellerini bulur ellerim
bir grozni kuşatmasında
dağları görüyor musun vera?
her bir dağa bir çocuğumuzun adını koymuşlar
berat'ım, emin'im, murat'ım
hani omuz omuza vermiştik ya bir namaz kıyamında
hani beraber açmıştık orucumuzu
kimi marmara´da kimi yıldız´da
koş vera koş
ülkemin sürgün yerlerine koş
ağlama deli kız ben ağlarım
seni böyle görmemeli
her okul kapısında türkümüzü söyleyen kızlarımız
ve annelere de söyle ağlamasınlar
ve sakın onlara ölüler demesinler
söylesene vera
çocuklara sıkılan hangi kurşun kahpece değildir?
öfkemiz taş doğursun vera taş!
yüreğimizi söksün yerinden
bak her tarafta sapanlı ebabiller
ebrehe´nin tankları kan kusturur
şimdi firavunu boğan kızıldeniz´i
ağlama duvarının dibinde görürüm
ki asa değil musa´nın elindeki
çağın sökülmüş kalbidir
bir şubat gecesi kaybettik esrarımızı vera
kendimizi odalarımızda bulduk
postallı korkularımızla
söylesene sevdiğim hangi rengini çaldılar
gökyüzünden
bak zulüm çin seddi´ni aştı
sevdiğim içimizdeki musalardan ne haber vardır?
ibrahimlerden,yusuflardan
yoksa musa´yı kızıldeniz´de yalnız mı bıraktık?
ellerimizle mi verdik ibrahim´i nemrutlara
şimdi hangi kuyudan gelmede yusuf´un sesi?
ki unutma vera
filistin´de yeni doğan çocuklar ilkin annelerinin
göğsüne
sonra da yerdeki taşlara uzanırlar
neredesin ey ismail´in boğazındaki merhamet?
içimizdeki bu sızıyı kaldır
ya ebabilleri gönder
ya bizi de oraya aldır
ve her taraftan bana yönelir
seni arayan sesim
vera benim... vera benim...
22 Mart 2010 Pazartesi
ALHAMDULILLAH
I'm just a rock, and everyday I sit and watch the sky
I sleep here in the sun and rain, and do not question why
I don't want to be a bird, 'cause as rocks we're never meant to fly
But you can sit and rest on me when you pass by
Alhamdulillah (Praise be to Allah) - Alhamdulillah I'm a rock
And that is all Allah asks of me
Alhamdulillah - Alhamdulillah I'm a Muslim
And there's nothing else I'd rather be
I'm just a tree and this is the only life I'll ever know
I'll bow my bows and worship whenever I feel the wind blow
And my purpose in life is to grow and Allah says grow
And be a home for the birds and shade for folks below
Alhamdulillah - Alhamdulillah I'm a tree
And that is all Allah asks of me
Alhamdulillah - Alhamdulillah I'm a Muslim
And there's nothing else I'd rather be
I'm just a person and my life is full of opportunity
I can travel through the world, over land and over sea
But will I choose the path of Truth, or a path to misguide me?
Sometimes I wish I had a simple life, just like a rock or a tree
But Alhamdulillah - Alhamdulillah I'm a person
And Allah has given me a choice that's free
So, Alhamdulillah - I choose to be a Muslim
And there's nothing else I'd rather be
Alhamdulillah - Alhamdulillah I'm a person
And Allah has given me a choice that's free
So, Alhamdulillah - I choose to be a Muslim
And there's nothing else I'd rather be
I sleep here in the sun and rain, and do not question why
I don't want to be a bird, 'cause as rocks we're never meant to fly
But you can sit and rest on me when you pass by
Alhamdulillah (Praise be to Allah) - Alhamdulillah I'm a rock
And that is all Allah asks of me
Alhamdulillah - Alhamdulillah I'm a Muslim
And there's nothing else I'd rather be
I'm just a tree and this is the only life I'll ever know
I'll bow my bows and worship whenever I feel the wind blow
And my purpose in life is to grow and Allah says grow
And be a home for the birds and shade for folks below
Alhamdulillah - Alhamdulillah I'm a tree
And that is all Allah asks of me
Alhamdulillah - Alhamdulillah I'm a Muslim
And there's nothing else I'd rather be
I'm just a person and my life is full of opportunity
I can travel through the world, over land and over sea
But will I choose the path of Truth, or a path to misguide me?
Sometimes I wish I had a simple life, just like a rock or a tree
But Alhamdulillah - Alhamdulillah I'm a person
And Allah has given me a choice that's free
So, Alhamdulillah - I choose to be a Muslim
And there's nothing else I'd rather be
Alhamdulillah - Alhamdulillah I'm a person
And Allah has given me a choice that's free
So, Alhamdulillah - I choose to be a Muslim
And there's nothing else I'd rather be
4 Şubat 2010 Perşembe
28 Aralık 2009 Pazartesi
DAYAN MUİN... DAYAN GAZZE...
Yıldıray Oğur/Taraf Gazetesi/05.01.2009
Az önce televizyonlara Gazze'den bağlanıp "Ölmezsem sonra yine
konuşuruz" diye espri yapan Filistinli Muin Naim'i tanıyorum.
Bu espriyi yaptığı sırada İsrail savaş makinesi onun evine doğru
ilerliyordu.
Hamas'ın Türkçe bilen sözcülerinden biri olmuş Muin.
Benim ODTÜ'den arkadaşım.
ODTÜ'de bir zamanlar yüzlerce Filistinli öğrenci okurdu. (Kızlar da
vardı ama onlar başörtüsü yasağından sonra gelmez oldular.) Şimdi
Gazze'den telefonla bilgi alınan Türkçe bilen o Filistinlilerin çoğu
ODTÜ'lüdür herhalde
Muin de onlardan biriydi.
O da diğer Filistinliler gibi okulun etrafındaki bakımsız, ucuz
evlerde kalırdı. "Filistin kampı" derdik biz o evlere.
Bütün Filistinliler gibi onun da dersleri kötüydü. Kötü şartlardan
gelmişti çünkü. Birlikte kaç defa Calculus dersini alıp, kaldık
hatırlamıyorum. Ama Bahar Şenliği'nde Filistin standında yaptıkları
lezzetli felafalleri hiç unutmadım.
Aynı öğrenci topluğunda bulunduk Muin'le. Şanlıurfa'ya, Antep'e gittik
trenle, yolda uzun uzun Filistin'i konuştuk.
Ne yapacağını bilmiyordu Muin. Filistin'e dönmek, bütün hayatını bir
trajedi ve mücadele içinde geçirmeyi en baştan kabul etmek demekti.
Dönmemek ise, gurbette aynı sefaleti hem de ülkesine ihanet etmiş olma
duygusundan bir an olsun kurtulamadan çekmeyi kabul etmek demekti.
Tanıdığım bütün Filistinliler gibi onun da hayatı politika ve
mücadeleydi. Devrim yapmak, iktidara gelmek, toplumu dönüştürmek için
değil, adam gibi yaşamak için, adamı da bırakın sadece yaşamak için.
Bu dünya onlara normal ve basit bir hayat sürdürme fırsatı vermedi
çünkü. Şimdi onlardan militan, terörist diye bahsedenler, Hamaslı, El
Fetihli ya da başka bir örgütten olmanın Filistinli olmak, olmayan
Filistin devletinin vatandaşı demek olduğunun farkında değiller.
Dün Muin'i televizyonda gördüm. Hamas sözcüsü olmuş. Türkiye
televizyonlarına bağlanıp, bilgi veriyor. Hiç değişmemiş aynı muhlis
Muin o. Aynı bacı kalfa Türkçesi. Aynı hınzır ses. Karıncayı
incitemeyecek, iri cüsseli, saf, tertemiz, bir tek İsrail denince
tepesi atan Muin o.
Şimdi siz Muin'e terörist mi diyorsunuz? Allah korusun Muin
öldürüldüğünde İsrail, askerî hedefleri mi vurmuş olacak? İsrail bu
kez çocuk ve kadın öldürmedi, hastaneye saldırmadı diye "ohh" mu
çekilecek, "su testisi su yolunda kırılır" mı denilecek?
Peki, siz söyleyin. Muin'in yerinde olsaydınız siz ne yapardınız?
Bir sabah 2000 yıl önce bu toprakların sahibi olduğunu iddiasıyla
Hititler gelse bizi evlerimizden atsa.
Sonra da boşalttığımız evlerimize, topraklarımıza yerleşse.
Bizi de birkaç mülteci kampında toplasa. Etrafımıza duvarlar örse.
Bir kısmımız Bulgaristan'a, Yunanistan'a, Suriye'ye, Gürcistan'a,
İran'a kaçsa.
Oradaki mülteci kamplarında yaşamaya çalışsa. Hayatımız mahvolsa.
Ama ABD, AB ve tüm dünya Hititlerden yana olsa.
Müslüman ülkeler bile bize sahip çıkmasa.
BM'nin bize verdiği küçücük toprak parçası bile işgal altında olsa.
Dünyanın buna bile sesi çıkmasa.
60 yıldır bu rezillik, bu hayat mücadelesi, bu haksızlık böyle devam
edip gitse.
Siz de bu rezilliğin, bu hayat mücadelesinin, bu işgalin ortasına
doğsanız.
Anneniz, babanız, bütün sevdikleriniz açlıkla, yoklukla, sefaletle
mücadele ederken az ötede sizin evlerinize kurulmuş Hititler refah
içinde yaşasa.
Bütün dünya onları tanısa, bütün dünya onları muhatap alsa.
Gülseler, eğlenseler, gelecek endişeleri olmasa.
Ve bütün bunları her gün görseniz. Bütün bu çelişkiyi her gün
yaşasanız.
Her gün kendi vatanınızda kontrol noktalarında aşağılansanız.
Bir de haklarınız için mücadele ederken kendi vatanınızda adınız
teröriste çıksa?
Eliniz kolunuz bağlanmış olsa.
Siz ne yapardınız?
Sadece taş atmak öfkenizi nereye kadar keserdi?
Dünyanın en iyi üniversitelerinde, en iyi şartlarda okumuş, yaşamış,
"ilkel" güdülerinden kurtulmuş, dünyanın en derin adamlarından biri
olmuş Filistinli Edward Said'e İsrail hedeflerine taş attıran öfkenin
Gazze sokaklarında her gün bu işkenceyi yaşayan sıradan bir Filistinli
gence neler yaptırabileceğini düşünün. Hele son İsrail saldırılarından
sonra?
Ve tekrar düşünün Siz Muin'in yerinde olsaydınız ne yapardınız?
"İsrail kendini savunuyor" diyen AB'nin adaletine mi güvenirdiniz?
"İsrail'i çok iyi anlayan" Obama'dan mı çözümü beklerdiniz?
Koltukları karşılığında, dünyanın egemenlerine zavallı Filistinlileri
satan totaliter Arap rejimlerinden mi medet umardınız?
Bush ile işbirliği yapan, Hamas'ı bitirmek için Mısır'la işbirliği
içinde Gazze'yi açlığa terk eden El Fetih'e mi katılırdınız?
2005'te Arap dünyasının en adil seçimleriyle, demokratik yollarla
iktidara gelen, uyguladığı yanlış siyasi stratejilere rağmen bir
şekilde İsrail karşısında durabilen tek Filistinli güç haline gelmiş
Hamas'a mı katılırdınız?
Yoksa kan ve barut kokan, abluka yüzünden insanların ot yediği Gazze
sokaklarında "Bütün dünya buna inansa bir inansa hayat bayram olsa"
tarzında mı takılırdınız?
Türkiye'de "Ama Hamas da" diyerek suça ortak olanlar, suça sessiz
kalanlar tüm bunları hiç düşündü mü?
Buradaki "ama" ile "Ama Ermeni çeteleri de Türkleri öldürdü"deki ama
arasında bir fark olmadığını hiç düşündü mü?
Peki, siz bu berbat şartlarda yine de bir Muin olabilir miydiniz?
Bir insandan ancak canlı bir bomba yaratacak bu şartlarda onun kadar
muhlis, sevecen ve vicdanlı kalabilir miydiniz?
Siz bu şartlarda bile Muin gibi espri yapabilir miydiniz?
Serinkanlılığınızı koruyabilir miydiniz?
Az önce " Ölmezsem yine bağlanırım" diye espri yaptı televizyonda
ODTÜ'den Filistinli arkadaşım Muin.
Tam o sırada İsrail savaş makinesi evine doğru ilerliyordu.
O öyle söylediğinden beri ben merakla ve endişe içinde televizyon
başındayım ve onun yeni bir kanala canlı bağlanmasını bekliyorum.
Ölme Muin. Öldürme Muin.
Çok bekledin. Çok sabrettin.
Sakin, huzurlu bir hayatı sen de hak ettin.
Dayan Muin... Dayan Gazze...
Yıldıray Oğur/Taraf Gazetesi/05.01.2009
Az önce televizyonlara Gazze'den bağlanıp "Ölmezsem sonra yine
konuşuruz" diye espri yapan Filistinli Muin Naim'i tanıyorum.
Bu espriyi yaptığı sırada İsrail savaş makinesi onun evine doğru
ilerliyordu.
Hamas'ın Türkçe bilen sözcülerinden biri olmuş Muin.
Benim ODTÜ'den arkadaşım.
ODTÜ'de bir zamanlar yüzlerce Filistinli öğrenci okurdu. (Kızlar da
vardı ama onlar başörtüsü yasağından sonra gelmez oldular.) Şimdi
Gazze'den telefonla bilgi alınan Türkçe bilen o Filistinlilerin çoğu
ODTÜ'lüdür herhalde
Muin de onlardan biriydi.
O da diğer Filistinliler gibi okulun etrafındaki bakımsız, ucuz
evlerde kalırdı. "Filistin kampı" derdik biz o evlere.
Bütün Filistinliler gibi onun da dersleri kötüydü. Kötü şartlardan
gelmişti çünkü. Birlikte kaç defa Calculus dersini alıp, kaldık
hatırlamıyorum. Ama Bahar Şenliği'nde Filistin standında yaptıkları
lezzetli felafalleri hiç unutmadım.
Aynı öğrenci topluğunda bulunduk Muin'le. Şanlıurfa'ya, Antep'e gittik
trenle, yolda uzun uzun Filistin'i konuştuk.
Ne yapacağını bilmiyordu Muin. Filistin'e dönmek, bütün hayatını bir
trajedi ve mücadele içinde geçirmeyi en baştan kabul etmek demekti.
Dönmemek ise, gurbette aynı sefaleti hem de ülkesine ihanet etmiş olma
duygusundan bir an olsun kurtulamadan çekmeyi kabul etmek demekti.
Tanıdığım bütün Filistinliler gibi onun da hayatı politika ve
mücadeleydi. Devrim yapmak, iktidara gelmek, toplumu dönüştürmek için
değil, adam gibi yaşamak için, adamı da bırakın sadece yaşamak için.
Bu dünya onlara normal ve basit bir hayat sürdürme fırsatı vermedi
çünkü. Şimdi onlardan militan, terörist diye bahsedenler, Hamaslı, El
Fetihli ya da başka bir örgütten olmanın Filistinli olmak, olmayan
Filistin devletinin vatandaşı demek olduğunun farkında değiller.
Dün Muin'i televizyonda gördüm. Hamas sözcüsü olmuş. Türkiye
televizyonlarına bağlanıp, bilgi veriyor. Hiç değişmemiş aynı muhlis
Muin o. Aynı bacı kalfa Türkçesi. Aynı hınzır ses. Karıncayı
incitemeyecek, iri cüsseli, saf, tertemiz, bir tek İsrail denince
tepesi atan Muin o.
Şimdi siz Muin'e terörist mi diyorsunuz? Allah korusun Muin
öldürüldüğünde İsrail, askerî hedefleri mi vurmuş olacak? İsrail bu
kez çocuk ve kadın öldürmedi, hastaneye saldırmadı diye "ohh" mu
çekilecek, "su testisi su yolunda kırılır" mı denilecek?
Peki, siz söyleyin. Muin'in yerinde olsaydınız siz ne yapardınız?
Bir sabah 2000 yıl önce bu toprakların sahibi olduğunu iddiasıyla
Hititler gelse bizi evlerimizden atsa.
Sonra da boşalttığımız evlerimize, topraklarımıza yerleşse.
Bizi de birkaç mülteci kampında toplasa. Etrafımıza duvarlar örse.
Bir kısmımız Bulgaristan'a, Yunanistan'a, Suriye'ye, Gürcistan'a,
İran'a kaçsa.
Oradaki mülteci kamplarında yaşamaya çalışsa. Hayatımız mahvolsa.
Ama ABD, AB ve tüm dünya Hititlerden yana olsa.
Müslüman ülkeler bile bize sahip çıkmasa.
BM'nin bize verdiği küçücük toprak parçası bile işgal altında olsa.
Dünyanın buna bile sesi çıkmasa.
60 yıldır bu rezillik, bu hayat mücadelesi, bu haksızlık böyle devam
edip gitse.
Siz de bu rezilliğin, bu hayat mücadelesinin, bu işgalin ortasına
doğsanız.
Anneniz, babanız, bütün sevdikleriniz açlıkla, yoklukla, sefaletle
mücadele ederken az ötede sizin evlerinize kurulmuş Hititler refah
içinde yaşasa.
Bütün dünya onları tanısa, bütün dünya onları muhatap alsa.
Gülseler, eğlenseler, gelecek endişeleri olmasa.
Ve bütün bunları her gün görseniz. Bütün bu çelişkiyi her gün
yaşasanız.
Her gün kendi vatanınızda kontrol noktalarında aşağılansanız.
Bir de haklarınız için mücadele ederken kendi vatanınızda adınız
teröriste çıksa?
Eliniz kolunuz bağlanmış olsa.
Siz ne yapardınız?
Sadece taş atmak öfkenizi nereye kadar keserdi?
Dünyanın en iyi üniversitelerinde, en iyi şartlarda okumuş, yaşamış,
"ilkel" güdülerinden kurtulmuş, dünyanın en derin adamlarından biri
olmuş Filistinli Edward Said'e İsrail hedeflerine taş attıran öfkenin
Gazze sokaklarında her gün bu işkenceyi yaşayan sıradan bir Filistinli
gence neler yaptırabileceğini düşünün. Hele son İsrail saldırılarından
sonra?
Ve tekrar düşünün Siz Muin'in yerinde olsaydınız ne yapardınız?
"İsrail kendini savunuyor" diyen AB'nin adaletine mi güvenirdiniz?
"İsrail'i çok iyi anlayan" Obama'dan mı çözümü beklerdiniz?
Koltukları karşılığında, dünyanın egemenlerine zavallı Filistinlileri
satan totaliter Arap rejimlerinden mi medet umardınız?
Bush ile işbirliği yapan, Hamas'ı bitirmek için Mısır'la işbirliği
içinde Gazze'yi açlığa terk eden El Fetih'e mi katılırdınız?
2005'te Arap dünyasının en adil seçimleriyle, demokratik yollarla
iktidara gelen, uyguladığı yanlış siyasi stratejilere rağmen bir
şekilde İsrail karşısında durabilen tek Filistinli güç haline gelmiş
Hamas'a mı katılırdınız?
Yoksa kan ve barut kokan, abluka yüzünden insanların ot yediği Gazze
sokaklarında "Bütün dünya buna inansa bir inansa hayat bayram olsa"
tarzında mı takılırdınız?
Türkiye'de "Ama Hamas da" diyerek suça ortak olanlar, suça sessiz
kalanlar tüm bunları hiç düşündü mü?
Buradaki "ama" ile "Ama Ermeni çeteleri de Türkleri öldürdü"deki ama
arasında bir fark olmadığını hiç düşündü mü?
Peki, siz bu berbat şartlarda yine de bir Muin olabilir miydiniz?
Bir insandan ancak canlı bir bomba yaratacak bu şartlarda onun kadar
muhlis, sevecen ve vicdanlı kalabilir miydiniz?
Siz bu şartlarda bile Muin gibi espri yapabilir miydiniz?
Serinkanlılığınızı koruyabilir miydiniz?
Az önce " Ölmezsem yine bağlanırım" diye espri yaptı televizyonda
ODTÜ'den Filistinli arkadaşım Muin.
Tam o sırada İsrail savaş makinesi evine doğru ilerliyordu.
O öyle söylediğinden beri ben merakla ve endişe içinde televizyon
başındayım ve onun yeni bir kanala canlı bağlanmasını bekliyorum.
Ölme Muin. Öldürme Muin.
Çok bekledin. Çok sabrettin.
Sakin, huzurlu bir hayatı sen de hak ettin.
Dayan Muin... Dayan Gazze...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)