1)u can vote to change this system.
three times a day.
2)buy from companies treat
workers, animals and the environment with respect
3)when you go to the supermarket,
choose foods that are in season
buy foods that are organic
know what is in your food
read label
know what you buy
4)the average meal travels 1500 mile from the farm to the supermarket
buy foods that are grown locally
shop at farmers markets
plant a garden
5)cook a meal with your family and eat together
6)everyone has a right to healthy food
make sure your farmers market take food stamps
ask your school board to provide healthy school lunches
the FDA and USDA are supposed to project you and your family
tell congress to enforce food safety standards and re-intraduce kevin's law
if you say grace ask for food that will keep us. and the planet healthy
you can change the world with every bite
hungry for change?
29 Temmuz 2010 Perşembe
27 Haziran 2010 Pazar
मार्टिन लुठेर king
Dünyada yapılmış olan her şey umutla yapılmıştır.
İnsanlığı yücelten her iş, onurlu ve önemlidir; dört dörtlük yapılmalıdır.
Balık gibi yüzüp kuş gibi uçmayı başardık ama çok kolay birşeyi yapamadık, kardeş gibi yaşamayı9 Ekim 2008
Bir insanın uğruna öleceği bir şeyi yoksa,yaşamaya da hakkı yoktur.
Yaşamımız önem verdiğimiz olaylara karşı sessiz kaldığımız gün son bulmaya başlar.
Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse Micheangelo'nun resim yaptığı Beethoven'ın beste yaptığı veya Shakespeare'in şiir yaptığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürülsün ki gökteki ve yerdeki herkes durup Burada dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş desin 1 Ocak 2008
İnsanlar genellikle birbirlerinden nefret ederler çünkü birbirlerinden korkarlar; birbirlerinden korkarlar çünkü birbirlerini tanımazlar; birbirlerini tanımazlar çünkü iletişim kurmazlar; iletişim kurmazlar çünkü sınıflara ayrılmışlardır.
İnsanlığı yücelten her iş, onurlu ve önemlidir; dört dörtlük yapılmalıdır.
Balık gibi yüzüp kuş gibi uçmayı başardık ama çok kolay birşeyi yapamadık, kardeş gibi yaşamayı9 Ekim 2008
Bir insanın uğruna öleceği bir şeyi yoksa,yaşamaya da hakkı yoktur.
Yaşamımız önem verdiğimiz olaylara karşı sessiz kaldığımız gün son bulmaya başlar.
Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse Micheangelo'nun resim yaptığı Beethoven'ın beste yaptığı veya Shakespeare'in şiir yaptığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürülsün ki gökteki ve yerdeki herkes durup Burada dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş desin 1 Ocak 2008
İnsanlar genellikle birbirlerinden nefret ederler çünkü birbirlerinden korkarlar; birbirlerinden korkarlar çünkü birbirlerini tanımazlar; birbirlerini tanımazlar çünkü iletişim kurmazlar; iletişim kurmazlar çünkü sınıflara ayrılmışlardır.
21 Haziran 2010 Pazartesi
üç nokta
Beni reel dünyadan uzaklaştıran her şeye aşığım. Buna sende dâhilsin. (özgür) Ama dönmek zorundayım. İstemiyorum ama dönüyorum. Hiçbir şeyi kendim seçemediğim gibi bunu da seçemiyorum. Kimse bana ister misin? diye sormuyor. Oysa bir deseler hiç ister miyim dönmek. Ben ısrar ediyorum dönmüyorum ama onlar benim kafamı acıtıyorlar. Şu an reel deyim. Her zamanki gibi canım sıkkın. Çünkü güzel olan hiç bir şey yok. Bunu dünya için söyledim. (genel olarak). Daha sıra bana gelmedi. Her şey kötü. Hep şu kelimeler ağzımdan çıkıyor. Ne günlere kaldık yarabbi! Bu daha sadece beynimin koruyucu tabakasını yani kafatasımı kemiren kısımlar. Kendi hayatıma girince her şey daha da berbatlaşıyor. Kendime bakıyorum, yaptıklarıma bakıyorum bir hayvandan 0,0000…………………….00000001 farkım yok. Hemen hayal dünyam tutuyor elimden. Götürüyor beni karanlıklara. O iğrenç dünyada her şey yavaş yavaş kararıyor ve simsiyah oluyor. Neden siyah peki?
Kararıyor çünkü o zaman hiçbir şey göremiyorum. Göremeyince bilemiyorum. Bilemeyince beynimi kemirenler geldikleri yere dönüyorlar ve o zaman beynim bana kalıyor. Artık onla istediğimi yapabilirim. Uçuyorum, koşuyorum, hiç yapmadığım bir şeyi yapıyorum; gülünecek yerde gülüyorum. Aslında biz reel dünyada gülüyoruz ama yanlış yapıyoruz. Yani vermemiz gereken tepki başka bir şey. Gülmek değil. İşte ben asıl verilecek yerde veriyorum o tepkiyi ve gülüyorum. Her şey güzel. Her şey keyifli. Her şey mükemmel. Kafam çakır. Ama birden başımı vuruyorum ama öyle böyle değil. Eskiden vurduklarım gibi değil. Bu sefer, bu sefer başım feci kanıyor. Çünkü çok uçmuşum. Asıl olay şu; her yer kapkaranlık olunca ben tabi durmadım yürüdüm. O zamana kadar çarpmamamın sebebi rastlantısal
Önümü görmüyorum ki çarpmam çok normal. Soru şu bu seferkini kaldırabilecek miyim?
Bu bir kısır döngü. Başta reel dünyadayım sonra hayallerime dalıyorum sonra etraf kararıyor ve önümü göremiyor çarpıyorum. Sonra tekrar reeldeyim sonra yine etraf kararıyor. …………………………………….. yine çarptım başımı
Dedim ya bu çarpış diğerleri gibi değil. Bu ‘’artık bıktım bu kısır döngüden’’ çarpışı. Bu çarpış ‘’orda ne varsa artık oraya gidiyorum, bu saçma sapan ikili dünyayı bırakıyorum’’ çarpışı.
MASALIN SONU
Ama nerde bende o cesaret? Mantıklı bir insanın yapması gereken hayatına son vermektir. Eğer harbiden mantıklıysa. Çünkü insan yaşamı algılayamıyor, anlam veremiyor. Bu anlamsız yaşama, O, verdiği canı alana kadar devam ediyor. Ne bu şimdi? Ne oluyoruz? Bu işteki mantık ne?
Hiç bir şey anlamıyorum. Hayır hayır sorun bende değil. Sorun benliğimde. O içimde konuşan beynimi hart hurt kemiren, bana bir şey bırakmayan o seste. Zamanımı çalan, ağzıma sıçan, geceleri soğuk duvara yaslanıp beni ağlatanda. Sorun içimde. Bu sorunu çözebilmem, içimdekinin yok olmasına bağlı. Ama ben yok olmadan o asla yok olamaz. İstersem kaçayım gideyim, her şeyi terk edeyim. Buzullara gideyim mesela; ondan uzaklaştım mı? Tabiî ki hayır. O hep benimle beraber. O zaman tercih yapmam lazım. Ya içimdekiyle beraber sonsuza kadar bu kısır döngüyü yaşayacağım. Ya da ikimizi de yok ederek hiç bilmediğim bir dünyaya yolculuğa çıkacağım. Bak ilk kez bir tercih hakkı doğdu bana. Seç bakalım hadi ne duruyorsun ver kararı hemen eyleme geç.
Don’t stop.
Böyle bir durumda senin tercihin ne olurdu?
Kararıyor çünkü o zaman hiçbir şey göremiyorum. Göremeyince bilemiyorum. Bilemeyince beynimi kemirenler geldikleri yere dönüyorlar ve o zaman beynim bana kalıyor. Artık onla istediğimi yapabilirim. Uçuyorum, koşuyorum, hiç yapmadığım bir şeyi yapıyorum; gülünecek yerde gülüyorum. Aslında biz reel dünyada gülüyoruz ama yanlış yapıyoruz. Yani vermemiz gereken tepki başka bir şey. Gülmek değil. İşte ben asıl verilecek yerde veriyorum o tepkiyi ve gülüyorum. Her şey güzel. Her şey keyifli. Her şey mükemmel. Kafam çakır. Ama birden başımı vuruyorum ama öyle böyle değil. Eskiden vurduklarım gibi değil. Bu sefer, bu sefer başım feci kanıyor. Çünkü çok uçmuşum. Asıl olay şu; her yer kapkaranlık olunca ben tabi durmadım yürüdüm. O zamana kadar çarpmamamın sebebi rastlantısal
Önümü görmüyorum ki çarpmam çok normal. Soru şu bu seferkini kaldırabilecek miyim?
Bu bir kısır döngü. Başta reel dünyadayım sonra hayallerime dalıyorum sonra etraf kararıyor ve önümü göremiyor çarpıyorum. Sonra tekrar reeldeyim sonra yine etraf kararıyor. …………………………………….. yine çarptım başımı
Dedim ya bu çarpış diğerleri gibi değil. Bu ‘’artık bıktım bu kısır döngüden’’ çarpışı. Bu çarpış ‘’orda ne varsa artık oraya gidiyorum, bu saçma sapan ikili dünyayı bırakıyorum’’ çarpışı.
MASALIN SONU
Ama nerde bende o cesaret? Mantıklı bir insanın yapması gereken hayatına son vermektir. Eğer harbiden mantıklıysa. Çünkü insan yaşamı algılayamıyor, anlam veremiyor. Bu anlamsız yaşama, O, verdiği canı alana kadar devam ediyor. Ne bu şimdi? Ne oluyoruz? Bu işteki mantık ne?
Hiç bir şey anlamıyorum. Hayır hayır sorun bende değil. Sorun benliğimde. O içimde konuşan beynimi hart hurt kemiren, bana bir şey bırakmayan o seste. Zamanımı çalan, ağzıma sıçan, geceleri soğuk duvara yaslanıp beni ağlatanda. Sorun içimde. Bu sorunu çözebilmem, içimdekinin yok olmasına bağlı. Ama ben yok olmadan o asla yok olamaz. İstersem kaçayım gideyim, her şeyi terk edeyim. Buzullara gideyim mesela; ondan uzaklaştım mı? Tabiî ki hayır. O hep benimle beraber. O zaman tercih yapmam lazım. Ya içimdekiyle beraber sonsuza kadar bu kısır döngüyü yaşayacağım. Ya da ikimizi de yok ederek hiç bilmediğim bir dünyaya yolculuğa çıkacağım. Bak ilk kez bir tercih hakkı doğdu bana. Seç bakalım hadi ne duruyorsun ver kararı hemen eyleme geç.
Don’t stop.
Böyle bir durumda senin tercihin ne olurdu?
19 Nisan 2010 Pazartesi
oma
geceleri kendisi için kısa şiirler yazılan kadının adıdır.
yerli değildir, yabancıdır,
bu yüzden haftası yoktur, yılları vardır.
kendine ait kendi anlattığı bir hikayesi olsa da
bunun gerçekle ilgisi tamamen zandır.
bir gün süleymaniyede bir toz bulutuna dönüşüp
başka dünyalara gitme ihtimali olduğu için
şimdi yaşadıkları mizandır.
bir sabah eyüp sultana gitmişliği vardır.
buranın avlusunda yapılan çekilişte
kendisine başağrısının eczası çıkmıştır.
gecedir, sanki bütün gece ezandır."
yerli değildir, yabancıdır,
bu yüzden haftası yoktur, yılları vardır.
kendine ait kendi anlattığı bir hikayesi olsa da
bunun gerçekle ilgisi tamamen zandır.
bir gün süleymaniyede bir toz bulutuna dönüşüp
başka dünyalara gitme ihtimali olduğu için
şimdi yaşadıkları mizandır.
bir sabah eyüp sultana gitmişliği vardır.
buranın avlusunda yapılan çekilişte
kendisine başağrısının eczası çıkmıştır.
gecedir, sanki bütün gece ezandır."
3 Nisan 2010 Cumartesi
vera
hiç söylenmemiş sözler söylemeliyim
el değmemiş, duru sözler sevdiğim için
sevdiğim! şehir giysilerini kıskanır
ve bu yüzden bürünür geceyi
güneş gözlerinden beslenir
ve saçlarını kollar görmek için.
sensizken şehrim,
boş meydanlarında yürüdüm
kalın puntolarla iri laflar ettim
öfkemi saldım iri dişli postallar üzerine.
sevdiğim! vera. hangi çocuğu okşadın,
ellerinle gülden kokular..
dilinde aşk nameleri,
söylesene vera hangi çocuğun adını andın.
sahi vera en son ne zaman görmüştük sena´yı?
hatırlasana deli kız sana emanet etmişti o bombaları
sevdiğim bak umut kan pıhtısı rengine döndü
ki sen vera, filistin'den geçerken
sakın eteklerini toplama
biraz kan bulaşmış halde çık karşıma
ve sakın unutma
o ilk çocuğumuzdur
asırlardır dillerde olan leyla´dır,
meryem´in suskunluğunda can bulan
gözleri vardı züleyha´nın
henüz düşmeden kirli kelimeler diyarına
bilir misin vera bu kaçıncı çocuk?
bu kaçıncı kertik yüreğe atılan?
eskisi gibi değil. artık daha da sancılı
sevdiğim özgürlük meydanları budalalardan
geçilmiyorsa
bil ki bu şehirde çocuklar ölüyor
asırlardan uzak ellerini vera..
ellerini bulur ellerim
bir grozni kuşatmasında
dağları görüyor musun vera?
her bir dağa bir çocuğumuzun adını koymuşlar
berat'ım, emin'im, murat'ım
hani omuz omuza vermiştik ya bir namaz kıyamında
hani beraber açmıştık orucumuzu
kimi marmara´da kimi yıldız´da
koş vera koş
ülkemin sürgün yerlerine koş
ağlama deli kız ben ağlarım
seni böyle görmemeli
her okul kapısında türkümüzü söyleyen kızlarımız
ve annelere de söyle ağlamasınlar
ve sakın onlara ölüler demesinler
söylesene vera
çocuklara sıkılan hangi kurşun kahpece değildir?
öfkemiz taş doğursun vera taş!
yüreğimizi söksün yerinden
bak her tarafta sapanlı ebabiller
ebrehe´nin tankları kan kusturur
şimdi firavunu boğan kızıldeniz´i
ağlama duvarının dibinde görürüm
ki asa değil musa´nın elindeki
çağın sökülmüş kalbidir
bir şubat gecesi kaybettik esrarımızı vera
kendimizi odalarımızda bulduk
postallı korkularımızla
söylesene sevdiğim hangi rengini çaldılar
gökyüzünden
bak zulüm çin seddi´ni aştı
sevdiğim içimizdeki musalardan ne haber vardır?
ibrahimlerden,yusuflardan
yoksa musa´yı kızıldeniz´de yalnız mı bıraktık?
ellerimizle mi verdik ibrahim´i nemrutlara
şimdi hangi kuyudan gelmede yusuf´un sesi?
ki unutma vera
filistin´de yeni doğan çocuklar ilkin annelerinin
göğsüne
sonra da yerdeki taşlara uzanırlar
neredesin ey ismail´in boğazındaki merhamet?
içimizdeki bu sızıyı kaldır
ya ebabilleri gönder
ya bizi de oraya aldır
ve her taraftan bana yönelir
seni arayan sesim
vera benim... vera benim...
el değmemiş, duru sözler sevdiğim için
sevdiğim! şehir giysilerini kıskanır
ve bu yüzden bürünür geceyi
güneş gözlerinden beslenir
ve saçlarını kollar görmek için.
sensizken şehrim,
boş meydanlarında yürüdüm
kalın puntolarla iri laflar ettim
öfkemi saldım iri dişli postallar üzerine.
sevdiğim! vera. hangi çocuğu okşadın,
ellerinle gülden kokular..
dilinde aşk nameleri,
söylesene vera hangi çocuğun adını andın.
sahi vera en son ne zaman görmüştük sena´yı?
hatırlasana deli kız sana emanet etmişti o bombaları
sevdiğim bak umut kan pıhtısı rengine döndü
ki sen vera, filistin'den geçerken
sakın eteklerini toplama
biraz kan bulaşmış halde çık karşıma
ve sakın unutma
o ilk çocuğumuzdur
asırlardır dillerde olan leyla´dır,
meryem´in suskunluğunda can bulan
gözleri vardı züleyha´nın
henüz düşmeden kirli kelimeler diyarına
bilir misin vera bu kaçıncı çocuk?
bu kaçıncı kertik yüreğe atılan?
eskisi gibi değil. artık daha da sancılı
sevdiğim özgürlük meydanları budalalardan
geçilmiyorsa
bil ki bu şehirde çocuklar ölüyor
asırlardan uzak ellerini vera..
ellerini bulur ellerim
bir grozni kuşatmasında
dağları görüyor musun vera?
her bir dağa bir çocuğumuzun adını koymuşlar
berat'ım, emin'im, murat'ım
hani omuz omuza vermiştik ya bir namaz kıyamında
hani beraber açmıştık orucumuzu
kimi marmara´da kimi yıldız´da
koş vera koş
ülkemin sürgün yerlerine koş
ağlama deli kız ben ağlarım
seni böyle görmemeli
her okul kapısında türkümüzü söyleyen kızlarımız
ve annelere de söyle ağlamasınlar
ve sakın onlara ölüler demesinler
söylesene vera
çocuklara sıkılan hangi kurşun kahpece değildir?
öfkemiz taş doğursun vera taş!
yüreğimizi söksün yerinden
bak her tarafta sapanlı ebabiller
ebrehe´nin tankları kan kusturur
şimdi firavunu boğan kızıldeniz´i
ağlama duvarının dibinde görürüm
ki asa değil musa´nın elindeki
çağın sökülmüş kalbidir
bir şubat gecesi kaybettik esrarımızı vera
kendimizi odalarımızda bulduk
postallı korkularımızla
söylesene sevdiğim hangi rengini çaldılar
gökyüzünden
bak zulüm çin seddi´ni aştı
sevdiğim içimizdeki musalardan ne haber vardır?
ibrahimlerden,yusuflardan
yoksa musa´yı kızıldeniz´de yalnız mı bıraktık?
ellerimizle mi verdik ibrahim´i nemrutlara
şimdi hangi kuyudan gelmede yusuf´un sesi?
ki unutma vera
filistin´de yeni doğan çocuklar ilkin annelerinin
göğsüne
sonra da yerdeki taşlara uzanırlar
neredesin ey ismail´in boğazındaki merhamet?
içimizdeki bu sızıyı kaldır
ya ebabilleri gönder
ya bizi de oraya aldır
ve her taraftan bana yönelir
seni arayan sesim
vera benim... vera benim...
22 Mart 2010 Pazartesi
ALHAMDULILLAH
I'm just a rock, and everyday I sit and watch the sky
I sleep here in the sun and rain, and do not question why
I don't want to be a bird, 'cause as rocks we're never meant to fly
But you can sit and rest on me when you pass by
Alhamdulillah (Praise be to Allah) - Alhamdulillah I'm a rock
And that is all Allah asks of me
Alhamdulillah - Alhamdulillah I'm a Muslim
And there's nothing else I'd rather be
I'm just a tree and this is the only life I'll ever know
I'll bow my bows and worship whenever I feel the wind blow
And my purpose in life is to grow and Allah says grow
And be a home for the birds and shade for folks below
Alhamdulillah - Alhamdulillah I'm a tree
And that is all Allah asks of me
Alhamdulillah - Alhamdulillah I'm a Muslim
And there's nothing else I'd rather be
I'm just a person and my life is full of opportunity
I can travel through the world, over land and over sea
But will I choose the path of Truth, or a path to misguide me?
Sometimes I wish I had a simple life, just like a rock or a tree
But Alhamdulillah - Alhamdulillah I'm a person
And Allah has given me a choice that's free
So, Alhamdulillah - I choose to be a Muslim
And there's nothing else I'd rather be
Alhamdulillah - Alhamdulillah I'm a person
And Allah has given me a choice that's free
So, Alhamdulillah - I choose to be a Muslim
And there's nothing else I'd rather be
I sleep here in the sun and rain, and do not question why
I don't want to be a bird, 'cause as rocks we're never meant to fly
But you can sit and rest on me when you pass by
Alhamdulillah (Praise be to Allah) - Alhamdulillah I'm a rock
And that is all Allah asks of me
Alhamdulillah - Alhamdulillah I'm a Muslim
And there's nothing else I'd rather be
I'm just a tree and this is the only life I'll ever know
I'll bow my bows and worship whenever I feel the wind blow
And my purpose in life is to grow and Allah says grow
And be a home for the birds and shade for folks below
Alhamdulillah - Alhamdulillah I'm a tree
And that is all Allah asks of me
Alhamdulillah - Alhamdulillah I'm a Muslim
And there's nothing else I'd rather be
I'm just a person and my life is full of opportunity
I can travel through the world, over land and over sea
But will I choose the path of Truth, or a path to misguide me?
Sometimes I wish I had a simple life, just like a rock or a tree
But Alhamdulillah - Alhamdulillah I'm a person
And Allah has given me a choice that's free
So, Alhamdulillah - I choose to be a Muslim
And there's nothing else I'd rather be
Alhamdulillah - Alhamdulillah I'm a person
And Allah has given me a choice that's free
So, Alhamdulillah - I choose to be a Muslim
And there's nothing else I'd rather be
Kaydol:
Yorumlar (Atom)