14 Kasım 2011 Pazartesi

yaşamım birden durdu. Nefes alabiliyor, yemek yiyebiliyor ve uyuyabiliyordum. Ama içimde gerçek yaşam yoktu. Eğer bir şeyi istesem, onu gerçekleştirebilsem bile, bir sonuç çıkmayacağını ve asla doyuma ulaşamayacağımı biliyordum. Bir peri gelse ve her istediğimi yapacağını söylese, ne isteyeceğimi bilmiyordum.

Tolstoy'un sözleri bunlar...

Haklı.

1 Kasım 2011 Salı

-Shelly, artık sekiz yaşında değilsin. Farklı bir ilişkimiz olmalı
-hayır olmamalı. Şu anki gayet güzel gidiyor.
-hayatım sen yetişkin bir insansın.
-Ya da yüzlerce yıl yaşayan yeni bir türün parçasıyım ve bu da beni henüz çocukluk çağında yapar.

Defalarca izlediğim bölümden alıntı. bu bölümdeki Sheldonda resmen kendimi buldum. daha çok şey yazardım da çok uykum var blogrose soft kitty'yle kapatalım :)

Soft kitty, warm kitty, little ball of fur Happy kitty, sleepy kitty purr purrr pur.

29 Eylül 2011 Perşembe

Jaspers'in metafizik suçluluk kavramı

''İnsanlar arasında, sırf insan olmalarından doğan ya da insan olmalarının gerektirdiği öyle bir gönül bağı vardır ki, o bağ marifetiyle herkes kendini dünyada işlenen tüm haksızlıklardan ve kötülüklerden yana sorumlu hisseder. Zulmün bizim gözlerimizin önünde ve bizim bilgimiz dahilinde işlenmesi bu sorumluluk duygusunu daha da şiddetlendiren bir şeydir. Başka insanlara karşı işlenen zulmü durdurmak için eğer kılımı kıpırdatmamış, hayatımı tehlikeye sokmaktan kaçınmış ve sessiz kalmışsam, kendimi hiçbir adalet kurumunun, hiçbir politika ve ahlak disiplininin tam olarak çözümleyemeyeceği koskoyu bir suçluluk duygusuna mahkum etmişim demektir... Bütün bunlardan sonra hala yaşıyorsam, yaşamak, kefareti mümkün olmayan ağır bir suçluluk duygusu altında ezilmekten başka bir şey değildir benim için.'' ''İnsan ilişkilerinin kaynağında, insan vicdanının derinlerinde sesi hiç bastırılamayan evrensel bir yürek çarpıyor, kulağı sağır olmayan için: Mücrimin saldırısı, küstahlığı karşısında ya da fiziksel varoluşu tehdit eden yaşama şartlarında ya mazlumla birlikte yaşamayı kabul edersin ya  da onunla birlikte ölmeyi.''


 (Karl Jaspers, La Culpabilite Allemanda, s. 66-61)

14 Ağustos 2011 Pazar

Aldous Huxley'nin  kitabindan bazi parçalar:

"bundan 20 yıl sonra, yaptıkların değil yapamadıkların için üzüleceksin. dolayısıyla halatları çöz. limandan uzaklara yelken aç. rüzgarı yakala, araştır, düşle, keşfet. "

"yapabileceğin kadar söz ver. sonra söz verdiğinden daha fazlasını yap. "

"oturarak başarıya ulaşan tek yaratık tavuktur. "

"dalın ucuna gitmekten korkma. meyve oradadır."

"günün sonunda kendini bir sokak köpeği kadar yorgun hissediyorsan, bu belki bütün gün hırladığın içindir."

"başlamak için en uygun zamanı beklersen hiç başlamayabilirsin. şimdi başla!. şu anda bulunduğun yerden, elindekilerle başla. "

"gülümsediğinde güzelleşmeyen bir yüz hiç görmedim. "

"kimi zaman içindeki sessiz sese uzmanlardan daha fazla güven. "

"aerodinamik yasalarına göre, o tombul ve tüylü arının hiç uçmaması gerekiyordu. herhalde bunu ona hiç kimse söylemedi ki, uçuyor... "

"zamanlarının büyük bir kısmını para kazanmak ve saklamakla geçiren insanlar sonunda, en çok istediklerinin satın alınamayacak şeyler olduğunu anlarlar. "

"öteki insanlardan daha akıllı ol. yalnız bunu onlara söyleme!"

"mutlu olmanın en garantili yolu bir başkasını mutlu etmektir."

"hayatta ya tozu dumana katarsin, ya da tozu dumani yutarsin."

"iyi çalışan, sık gülen ve çok seven başarıyı elde eder. "

"insanın tüm evrende kesin olarak düzeltebileceği tek bir şey vardır: kendisi!"

1 Ağustos 2011 Pazartesi

bir şey yapma isteyim nerede gören var mı? sabahtan beri arıyorum yok! görürseniz benim için kulaklarını çeker misiniz lütfen aslında çok uzun süredir arıyorum. arıyorum ve bulamıyorum sanırım beni hiç sevmiyor aynı ortamda bulunmak istemiyor itiraf etmem gerekirse bende onu pek sevmem ama ona muhtacım o olmadan düşünmeyen bir hayvandan farkım yok.

Bulldogdan da nefret ettim akordeondan da... hepsinden tiksindim iğrendim ama ilk hep kendimden. depresyon kronikmiş bunu fark ettim önce, sonra 'isa'yla barıştın mı dedi Forrest deki komutan neden cevap veremiyorum. bu durumdayken nasıl ders çalışabilirim sırf onlar beynimi kemirmesinler diye beynimi uyuşturuyorum hiç gelmiyorlar o zaman. ama beynim bana da kalmıyor ben beynimi geri istiyorum :( yeniden çözmek için başımı ağrıttığım o gecelere, heyecandan uyuyamadığım o güneş doğuşlarına dönmek istiyorum hayallerim uğruna nefes almadan çalışmak istiyorum yemek yiyemediğim o akşamlara geri döneyim istiyorum çok şey mi istiyorum? dünyayı mı kurtaracaksın demişti neden olmasın ki dedim (demiştim şimdi olsa demem)
 o zamanlar sen yoktun tabii beyaz A4 kağıtlarım vardı ve onları sakladığım dosyalarım. kongreden aldığım dosyalar  o günlerden bu günlere ne değişti demiyorum çok şey değişti de neden değişti? değişmeyen tek şey parmaklarım hala beynimin hızına yetişemiyor
küçük kız büyüme yolunda ne yaptı bilmiyorum ama çok yanlış bir şey yaptığı kesin
ne iğrenç yazıyorum ben