5 Haziran 2012 Salı

Mecnunum Leylamı gördüm
Bir kerece baktı geçti
Ne sordum ne de söyledi
Kaşlarını yıktı geçti

Soramadım bir çift sözü
Ay mıydı gün müydü yüzü
Sandım ki zühre yıldızı
Şavkı beni yaktı geçti

Ateşinden duramadım
Ben bu sırra eremedim
Seher vakti göremedim
Yıldız gibi aktı geçti

İzzeti der ne hikmet iş
Uyur iken gördüm bir düş
Zülüflerin kement etmiş
Yar boynuma taktı geçti
ince beli sarmayınca
goncagülü dermeyince
goncagülü dermeyince
ya sen ya ben ölmeyince
ne kadar cefa etsem de
gönül ayrılmıyor senden

27 Mayıs 2012 Pazar

-Lütfen bana öyle mahzun bakma! kapana kısılan bir tek sen değilsin.
benden yine çorba yapmamı istiyorlar
yani hırslı değilim. çorba yapmaya çalışmadım sadece beladan uzak kalmak istiyordum
ayrıca o baharatlarla mucize yaratan sendin. Ne koydun çorbaya öyle? kekik mi? hayır mı? ne? biberiye mi? bu da baharat değil mi yani biberiye.
yani çorbaya biberiye atmadın mı? o zaman şu yaptığın taklalar ve fırlatmalar neyin nesiydi?

-Bu işe ihtiyacım var. çok işten atıldım. yemek yapmasını hiç bilmiyorum ve burada durmuş bir fareyle konuşuyorum. sanki beni anlıyor. Aaaa başını mı salladın? sen başını mı salladın? beni anlıyor musun? demek daha delirmedim.
          bir dakika bir dakika.... yemek yapamıyorum ama sen yapabiliyorsun. diil mi?

-çorbanı beğendiler ne dersin acaba tekrar yapabilir misin? pekala şimdi seni dışarı çıkarıcam bu işte ikimiz beraberiz. çıkarıyorum. 

22 Mayıs 2012 Salı



sana hep google earthden mi bakıcam ben :''(

kaç... kaç bakalım nereye kadar kaçacaksan.