11 Kasım 2010 Perşembe

The Starry Night (animated-SQIRLZ) - Van Gogh

çünkü çarşambalardan nefret ettim

BİLİYORUM SANA GİDEN YOLLAR KAPALI
Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizim için söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi…

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri


Cemal süreya

7 Kasım 2010 Pazar

nobahari

MOHSEN NAMJOO- NOBAHARİ

..Olur da olamazsam diye buralarda..

Yanağındaki küçük çukura saklanmak istiyorum. Uyumak, yüzyıllarca uyumak. İlla isim konulacaksa ben masal değil hayat demekten yanayım. Bu yolları yan yana yürümekten.

Erguvanlar açmaya başladı, mavi mi pembe mi ayırt edemiyorum renkleri, kokuna bir isim bulmaya çalışmaktan da vazgeçtim. Ten kokun, dokun, dokunmak sana.

Bir masada kahvemizi yudumlayıp, heyecanla dedikodu yapacağız, sana kaçırmadan anlatmam gereken aylar biriktirdim, kolay mı?

Biraz sessizlik olacak sonra.. Ben çay kaşığımla oynayacağım, sen hüzünlü gözlerini uzaklara salacaksın. Ağır, aksak kelimelerle soracağım, cümlelerim topallayacak; ‘’Nasılsın’’.

Nasılsın derken bile iyi olmana dualar ediyor olacağım ve kimseye göstermediğin yaralarından. Hayır! Hiçbir sözümüz umutsuzluk taşımayacak, inanacağız, inandıracağız, yaşadığımız cehennemin cennete dönüşeceğine. Katil olmadığımızı, diktatör bir komutan olmadığımızı bilerek içimizdeki tüm ırkları birleştirerek, Kenya’da Tanrı’nın unuttuğu bir çocuğa gülümseyerek, insanların koşarak geçerken fark etmediği selpakçı amcanın gülüşüne karşılık vererek ve bırakarak bu dünyanın tüm kandırmacılarını kendimize insanca bir yol çizeceğiz! Gelmek isteyen ardımıza düşecek, istemeyenlere bu oyunda hep ‘’armut’’ diyeceğiz, kalsınlar saklandıkları yerlerde!

Nasıl bir aşk bu diye sormuşsun? Herhangi bir adama, herhangi bir yerde duyamayacağım türden bu yüzden sana sakladım yanağımdaki küçük çukuru. Yorulduğunda ben de uyu.. Gözlerinin içine her baktığımda güçlenen kendimi özlüyorum ve en çok gözlerini. Çünkü artık sancıyor her bir yanım, omuzlarım ağrıyor, unutmak istediğim her şey zamanla karşıma çıkıyor. Kaçmak çözüm olsaydı en çok saçlarına saklanmak isterdim ama beraber savaşmanın güzelliğini duyumsayabiliyorum.

Gel !

Orda mutlu olduğunu biliyorum ama inan bencilce değil bu isteğim. Bir gün hiç gelmemeye karar vererek gidersen, bavulumu hazırladım, geçmişi koymadım içine, adı ‘’geçmiş’’olacak gelecekleri beraber yaşayalım diye!

Gitme!

Seni şah damarıma sakladım, adım atarsan yırtılır derim, kanar dizlerim. Ölürüm. Bir daha ayrılığı kaldıramam, yüküm ağır. !

Susma !

Kelimelerin, senin ayak izlerin. Nereye gittiğini bulamazsa ölür benim ellerim!

Susma, kalemim kendini tüketmesin!

Seni seviyorum!

4 Kasım 2010 Perşembe

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde


NAZIM HİKMET

1 Kasım 2010 Pazartesi

mohsen namjoo-khan baji

محسن نامجو/ خان باجی / لای لایی کردی / فولکلور ... لای لای،لا لا لال لای/ لای لای ... خان باجی مه‌رۆ / خان باجی مه‌رۆ / خان باجی خان باجی نرو / خان باجی نرو / خان باجی چاوت ڕه‌شه‌ به‌خوماره‌وه‌ چشمانت سیاه است و مستان خان باجی! لێوت په‌ڕی هه‌ناره‌وه‌ خان باجی لبانت همچون انار است، خان باجی! لای لا