13 Mart 2012 Salı

her şey gelir ve geçer blog.


küçükken kendi kendimle bir anlaşma yapmıştım neyi düşlersem olmazdı ve çok, çok üzülürdüm o küçük yüreğimde fırtınalar kopardı sonunda dedim ki 'hey sen! bundan sonra hiç düşlemeyeceksin güzel şeyler olursa zaten her halükarda mutlu olursun ama hayal kurup da gerçekleşmezse çok üzülüyorsun dostum lütfen bunu yapma tamam mı?'  sonra bi ara şey yaptığımı hatırlıyorum istediklerimin hep zıttını hayal ettiğimi kimi neyi kandırmaya çalışıyorsam çocukluk işte... sürekli telkinler sonucu bu hayal kurma olayına bi ara ara verdim fakat bu hiçbir zaman %100 olmadı. bi taraf çok küçük küçücük de olsa hep umud etti bekledi hiç vazgeçmedi yılmadı hep istedi çok istedi diğer büyük olan kısımsa hep korktu çok korktu hayal kırıklıklarından tiksindi iğrendi nefret etti

offfffff bilmiyorum blog ya yine birgünün daha içine ettim galiba

12 Mart 2012 Pazartesi

حرية

şöyle http://fizy.com/#s/1lmmmo bir şey var tıklamadan önce bi düşünün derim sarsabilir çünkü. şarkıyı katmerleyen bir alıntı yapacaktım bin muhteşem güneş'ten. Fakat ne kitabım yanımda ne de o yazacağım alıntıyı yazdığım defterim. savruldukça savrulmuşuz kitaplarım, oyuncaklarım ve en değerli kağıt parçalarım. (şu odamın duvarlarına astığım posterlerden yazılardan falan bahsediyorum ya. tamam bence de olmadı ama idare edin canım! çok zor şartlar altında yazıyorum bunları)

iğrenç ötesi 1 gündü bugün benim için. offfffffffff ayaklarım çok üşüyor :( yarının streside bastı zaten. şu pazar günü bir insan olsaydı ettiğim onca küfre ve nefret söylemine dayanamayıp haftayı terk ederdi yemin ederim. çok kötü ya iğrenç tiksinç bir gün her pazar ama istinasız. yarını düşündüm de ya da iğrenç olan benimdir. bilmiyorum.

şimdi uyusam uyuyamam uyuyamadığım için erkende kalkamıycam sabah yapmam gerekenleri şimdi yapmaya kalkıştım ve sonuç hüsran. yarın nasıl bir rota izliycem içimdeki benlikler arasında ciddi bir merak konusu oluştırmuş durumda hepsi ayrı taraftan beynimi sömürüyor

hatırladım sanırım şöyleydi

umutların tükendiği, gözyaşlarının tükenmediği bir anda bir yetişkinin çürütülemez mantığı altın elden gelen tek şey .... ı ıh yok hatırlayamıyorum ama sonu ağlamak diye bitiyordu orası net

9 Mart 2012 Cuma

Cut "Oz" Scene: Over the Rainbow (Reprise)



Someday I'll wake and rub my eyes,
and in that land beyond the skies you'll find me.
Somewhere over the rainbow, bluebirds fly,
Birds fly over the rainbow,
Why then, oh why can't I?

12 Şubat 2012 Pazar

bir lab daha güzel nasıl tarif edilebilir?

the smell of formalaldehyde

the whir of centrifuge

the distant chatter of lab animals being dispatched for dissection

31 Ocak 2012 Salı

kendime o kadar acıyorum ki bir gün bir yerde karşılaşsam kendimle kolumdan tutup
n'olur yapma böyle bu kadar sıkma canını bak ilerde başına bir şey gelecek sırf bu yüzden. üzülme, sabret hepsi geçecek biraz daha sabret bitecek hepsini unutacaksın bir daha aklına gelmeyecek hiçbiri. diycem.

kolundan tutulan (kendim) cevap veriyor:

hiçbir zaman bir insan nasıl katil olur diye düşünmedim biliyor musun? çok küçükken bile... hep mantıklı geldi. ölmek ya da öldürmek hiç abnormal değil bence. hayattan istediğim şeyler o kadar küçük ki küçücük minicik ama yok olmuyor hiçbir lüksüm yok üvey evladım galiba ben. sanki her şey herkes canlı ya da cansız hepsi benim canımı sıkmak, moralimi bozmak için birbirleriyle anlaşmış, yemin etmişler gibi. halbuki ben kimseye siz hepiniz ben tek falan diye savaş açmadım. neden öyle algılanıyorum bilmiyorum. Hiçbir şey bilmiyorum. bildiğim tek şey beklentilerimin gerçekten çok çok çok küçük olduğu. son noktaya kadar fedakarlık yapıyorum zaten. çoğu şeye çoktan alıştım artık dokunmuyor bile. Ve biliyor musun? dokunmuyor olması o kadar kötü ki... alışmak, tepkisizleşmek, unutmak. Üzülmek, ağlamak, kendine zulmetmek bir tepkidir aslında sürekli onu düşünmek, kafaya takmak da bir tepkidir. iğrenç olan her şeyin normal olduğunu düşünüp, normal davranmak.

yazmak gerçekten rahatlatıyor beni. ımmm bakalım bakalım tek değilmişim aslında beni rahatlatan bir şey varmış :)